Anasayfa


Forum


Resimler


Köse Yazarlari


Üye OL


Ziyaretçi Defteri


İletişim


İnceleme Yazarlari

Başlığı Görüntüle
İMAM HATİP LİSESİ MEZUNLARI VE MENSUPLARI SİTESİ » {{ H.Z Muhammed ( s.a.v ) }} » Dogumu & Gencligi
Efendimizin Mübarek GencLik HâLLeri - 1
Kullanıcı Adı
Parola
Kayıt S.S.S. Üye Listesi Bugünkü Mesajlar Arama

Başlığı Yazdır

02-07-2009 04:17 ÖÖ Efendimizin Mübarek GencLik HâLLeri - 1
Kullanıcı Avatarı

YaReN


Mesaj Sayısı: 654
Katılım Tarihi: 17.10.07
Konum: Almanya
img192.imageshack.us/img192/9435/65945511.gif

Her bakımdan insanların en üstünü olan Muhammed aleyhisselâm, daha gençliği sırasında Mekke halkı arasında diğerlerinden farklı olarak çok sevilmiştir. Güzel ahlâkı, insanlara görülmemiş bir şekilde iyi davranması, sakinliği, yumuşaklığı ve diğer üstün halleriyle sevilmişti. İnsanlar arasında fevkalade farklılığı ile herkes O'na hayran olmuştur. Mekke halkı, O'nda gördükleri şaşılacak derecedeki doğru sözlülük ve güvenilirlikten dolayı da O'na "El-emin=Güvenilir" dediler ve gençliğinde bu isimle meşhûr oldu.

Peygamberimizin gençliği sırasında, Araplar koyu bir câhiliyyet devri yaşamakta olup, aralarında puta tapmak, içki, kumar, zina, faiz ve daha bir çok çirkin işler yaygınlaşmıştı. Muhammed aleyhisselâm onların bu bozuk hallerinden son derece nefret eder, her kötülüklerinden dâimâ uzak dururdu. Bütün Mekke halkı O'nun bu halini bilirler ve hayret ederlerdi. Putlardan şiddetle nefret ettiği için asla yanlarına yaklaşmazdı. O zaman Kureyş müşrikleri, her senenin belli bir gününde toplanırlardı. Bu toplantılarda, Buvane adlı bir putun yanında kurbanlar kesip, merasim yapmak âdetleriydi. Yine böyle bir günde Peygamberimizin halaları O'nu da götürmek için çok zorladılar. Gitmekten şiddetle kaçınmasına rağmen halaları büyük bir ısrarla tutup götürdüler. Fakat putun yanına vardıklarında Muhammed aleyhisselâmın, birdenbire ortadan kaybolduğunu gördüler. Sonra O'nu benzi sararmış bir halde bulup, Sana ne oldu? dediklerinde: "Bana bir fenalık gelmesinden korkuyorum "dedi. Onlar da, (Allah sana kötülük eriştirmez, sende çok iyi hasletler ve meziyetler var. Söyle bakalım sen ne gördün?) dediler. Bunun üzerine Muhammed aleyhisselâm şöyle cevap verdi: "Ben bu putun yanına yaklaştığım zaman, uzun boylu ve beyazlar giyinmiş biri peyda oldu." Bana: "Yâ Muhammed! Geri çekil, sakın o puta el sürme! "diye haykırdı. Bu vakadan sonra da asla putların yanına yaklaşmadı ve diğer kötülüklerden de daima uzak durdu. Putlar için kesilen kurbanların etlerinden hiç yemedi. Çocukluğunda ve gençliğinde kendine ait koyunları Ciyâd dağında ve civarında güderdi. Böylece geçimini sağlardı. Bir taraftan da çok bozulmuş olan cemiyetten bu münasebetle de uzak dururdu. Bir defasında Eshâb-ı kirâma Koyun gütmeyen hiç bir peygamber yoktur buyurmuştu: (Yâ Resûlallah sen de güttün mü?) dediklerinde "Evet ben de güttüm" buyurdu.

img399.imageshack.us/img399/253/y1px9625i1kvam8lklcdgdumj8.gif

"...GönüL ki kana boyandi ,ve GÜL'ün a$kina yandi..."
 
02-07-2009 04:18 ÖÖ RE: Efendimizin Mübarek GencLik HâLLeri - 1
Kullanıcı Avatarı

YaReN


Mesaj Sayısı: 654
Katılım Tarihi: 17.10.07
Konum: Almanya
Muhammed aleyhisselâm yirmi yaşında iken Ebû Bekir "radıyallahü anh" ile Şam'a ticârete gitti. Bu seferindede Bahîra adlı rahibin bulunduğu manastırın yakınında konakladıklarında, Hazret-i Ebû Bekir Bahîra'dan yiyecek birşeyler almaya gitmişti. Bahîra; Muhammed aleyhisselâmın oturduğu ağacı göstererek (O ağacın altında oturan kimdir?) diye sordu. Muhammed bin Abdullah bin Abdulmuttalib'dir cevâbını alan Bahîra (Vallahi O, son peygamberdir. Ben şöyle işittim ki, Îsâ aleyhisselâmdan sonra o ağaç altında kimse oturmadı. Ancak son peygamber olacak kimse oturacaktır) demiştir. Bu müjdeyi duyan Hazret-i Ebû Bekir, Muhammed aleyhisselâmı o günden sonra daha da çok sevmiştir.

Muhammed aleyhisselâm yirmi yaşlarında bulunduğu sıralarda Mekke'de asayiş tamamen bozulmuştu. Zulüm son derece yaygınlaşıp mal, can ve namus emniyeti kalmamıştı. Mekke'nin yerli halkı, ticâret için ve Kâbe'yi ziyâret maksadıyla gelen yabancılar haksızlığa ve zulme uğruyorlardı. Haklarını almak için müracaat edecek bir merci de bulamıyorlardı. Bu sırada ticâret maksadıyla Mekke'ye gelen Yemenli bir tüccarın malları, Âs bin Vâil adında bir Mekkeli tarafından zorla elinden alınıp gasp edilmişti. Bu hadîse üzerine Yemenli, Ebû Kubeys dağına çıkıp feryad ederek hakkının alınması için kabilelerden yardım istemişti. Artık zulmün had safhaya ulaştığını dile getiren bu tip hadîseler üzerine, Haşim ve Zühreoğulları ve diğer kabilelerin ileri gelenleri Abdullah bin Cedan'ın evinde toplandılar. Yerli, yabancı hiç kimseye zulüm ve haksızlık yapılmamasına, zulme mani olmaya ve haksızlığa uğramış olanların haklarını almaya karar verdiler ve bu maksatla bir adalet cemiyeti kurdular. Muhammed aleyhisselâmın genç yaşta katıldığı ve kuruluşunda da çok tesirli olduğu bu cemiyete Hılf-ul-Fudul cemiyeti denildi. Daha önce Fazl adında iki kişi ve Fudayl adında biri tarafından da böyle bir cemiyet kurulmuştu. Onların önceden kurdukları cemiyete izafeten bu isim verilmiştir. Bu cemiyet, zulmü önleyip, Mekke'de bozulmuş olan asayişi yeniden kurdu. Tesiri uzun müddet devam etti. Muhammed aleyhisselâma peygamberlik bildirildikten sonra Eshâb-ı kirâma anlatıp: Abdullah bin Cedan'ın evinde yapılan yeminleşmede ben de bulundum. Bence o yeminleşme, kırmızı tüylü develere (servete) sahip olmaktan daha sevimlidir. Şimdi de böyle bir meclise çağrılsam icâbet ederim. buyurdu.

img399.imageshack.us/img399/253/y1px9625i1kvam8lklcdgdumj8.gif

"...GönüL ki kana boyandi ,ve GÜL'ün a$kina yandi..."
 
02-07-2009 04:18 ÖÖ RE: Efendimizin Mübarek GencLik HâLLeri - 1
Kullanıcı Avatarı

YaReN


Mesaj Sayısı: 654
Katılım Tarihi: 17.10.07
Konum: Almanya
Muhammed aleyhisselâm Busra pazarında Hatice hatunun mallarını satarken de O'nunla pazarlık yapan bir yahudi inanmadığı için (Lat ve Uzzâya (iki put ismi) yemin et ki inanayım) deyince Muhammed aleyhisselâmı "Ben o putlar adına asla yemin etmem! Onların yanından geçerken yüzümü başka tarafa çevirerek geçerim"cevabını alınca O'ndaki diğer alâmetleri de gören yahudi: (Söz senin sözündür. Vallahi bu zat peygamber olacak bir kimsedir ki, âlimlerimiz kitaplarda bunun vasfını bulmuşlardır.) diyerek hayranlığını açıklamıştır.

Kureyş kervanı ticâretini tamamlayıp Mekke'ye dönmüştü. Kervanda bulunan ve Hatice hatunun akrabası olan Zübeyr ve kölesi Meysere, Muhammed aleyhisselâm hakkında işittiklerini ve gördüklerini Hatice hatuna bir bir anlattılar. Hatice hatun mallarını satmak üzere teslim ettiği Muhammed aleyhisselâmın bereketiyle iyi kâr getirdiğini görerek çok memnun olmuştu. Kervanı karşıladığı sırada da Muhammed aleyhisselâmı gölgeleyen iki meleği görmüştü. Ticâret seferi sırasında vuku bulan harikulâde hallerin kölesi Meysere tarafından teker teker anlatılması üzerine, amcasının oğlu Varaka bin Nevfel'e gitti. Varaka bin Nevfel putlara tapmayan okumuş ve çok bilgili, yaşlı bir hıristiyan idi. Hatice hatun daha önceden de rüyasında gökten ayın indiğini, koynuna girip koltuğundan çıkarak bütün âlemi aydınlattığını görmüştü. Bu rüyasını da Varaka bin Nevfel'e anlatmıştı. O da (Âhir zaman peygamberi vücuda gelmiştir. Sen O'nun hanımı olursun. Senin zamanında ona vahiy gelir. O'nun dîni bütün âlemi doldurur. Sen O'na en önce îmân eden olursun. O peygamber Kureyş kabilesinin Hâşimoğulları kolundan olacak...) demişti. Hatice hatun bu defa kölesi Meysere'nin anlattığı şeyleri de Varaka bin Nevfel'e söyleyince, o da hayrete düşüp: (Bu söylediklerinden anlaşılıyor ki, şüphesiz Muhammed, bu Ümmetin peygamberi olacak. Ben zaten bu ümmetten bir peygamberin çıkacağını biliyor ve onu bekliyordum. Bu zaman onun tam zamanıdır) dedi. Böylece Hazret-i Hatice'nin sevgisi ve itimadı daha da arttı.

Muhammed aleyhisselâm 12 yaşında iken amcası Ebû Tâlib ile ticâret için Busra'ya kadar, 17 yaşında iken amcası Zübeyr ile Yemen'e, 20 yaşında Hazret-i Ebû Bekir ile Şam'a ve 25 yaşında iken Hazret-i Hatice'nin mallarını satmak üzere Şam'a olmak üzere dört defa seyahate çıktı. Bu seyahatlerinden başka hiç bir yere seyahat yapmadı.

img399.imageshack.us/img399/253/y1px9625i1kvam8lklcdgdumj8.gif

"...GönüL ki kana boyandi ,ve GÜL'ün a$kina yandi..."
 
02-07-2009 04:19 ÖÖ RE: Efendimizin Mübarek GencLik HâLLeri - 1
Kullanıcı Avatarı

YaReN


Mesaj Sayısı: 654
Katılım Tarihi: 17.10.07
Konum: Almanya
Muhammed aleyhisselâm yirmibeş yaşında iken ilk olarak Hazret-i Hatice ile evlendi. Hazret-i Hatice, Kureyş kabilesinin Esedoğulları kolundan kırk yaşında ve dul idi. Fakat, malı, cemâli, aklı, ilmi, şerefi, nesebi, iffet ve edebi pek fazla bir hatun idi. Yüksek ahlâkı ve üstün vasıfları sebebiyle Kureyş arasında Tâhire (çok temiz), İslâmiyet geldikten sonra da "Hadîcet-ül-Kübra" ismiyle meşhûr olmuştu. Hazret-i Hatice, mallarını Şam tarafına götürüp Busra'da satan Muhammed aleyhisselâmın adaletini, üstün ahlâkını ve hakkında duyduğu, şahit olduğu hadîseler sebebiyle onu son derece takdir etmişti. Bu hadîseden kısa bir süre sonra, yakınlarının araya girmesiyle evlenmeleri kararlaştırıldı. Peygamber efendimizin "sallallahü aleyhi ve sellem" bu sırada evlenecek kadar parası ve malı yoktu. O zaman da samimi bir arkadaşı olan Hazret-i Ebû Bekir'e gidip borç istemeyi düşündü. Bu maksadla Hazret-i Ebû Bekir'in dükkânına gitti. Hazret-i Ebû Bekir dükkânının önünde oturuyordu. Peygamberimizi "sallallahü aleyhi ve sellem" uzaktan görünce, bu gelen benim samimi dostum ve çok sevdiğim arkadaşımdır, dedi. Şimdi benden ne taleb ederse bol bol vereyim diye karar verdi. Peygamberimiz "sallallahü aleyhi ve sellem" yanına yaklaşınca üzüntülü görüp, sebebini sordu. Durumu anlayınca kasasını açıp, buyur istediğin kadar al dedi. Peygamber efendimiz "sallallahü aleyhi ve sellem" lâzım olduğu kadar alıp nikâh için gerekli hazırlığı yaptı. Nikâh meclisi Hazret-i Hatice'nin evinde kuruldu. Ebû Tâlib ve Varaka bin Nevfel tarafından takdim konuşmaları yapıldı. Nikâhı Varaka bin Nevfel kıydı. Kureyş kabilesinin ileri gelenleri de nikâh şahidi olarak bulundular. Zamanının emsalsiz bir kadını olan Hazret-i Hatice, evlilik hayatı boyunca Muhammed aleyhisselâma daima hizmet edip yardımcısı oldu. Muhammed aleyhisselâmın bu evliliği Hazret-i Hatice'nin vefâtına kadar yirmibeş sene sürdü. Bunun onbeş senesi bi'setten önce on senesi bi'setten sonra idi.

Muhammed aleyhisselâm, ilk zevcesi Hazret-i Hatice hayatta iken başkası ile hiç evlenmemişti. Muhammed aleyhisselâmın Hazret-i Hatice'den ikisi erkek, dördü kız olmak üzere altı çocuğu oldu. Bunlar; Kâsım, Zeynep, Rukıyye, Ümmü Gülsüm, Fâtıma ve Abdullah (TayyiCool'dır. Peygamberliği sırasında evlendiği Hazret-i Mâriye'den de İbrâhîm adlı oğlu olmuştu. Diğer zevcelerinden çocuğu olmadı. Zeynep, kızlarının en büyüğü idi. En küçük kızı Fâtıma babasının en sevgilisiydi. Hazret-i Fâtıma Peygamberimiz "sallallahü aleyhi ve sellem" kırk yaşında iken doğdu. Erkek evlâtları küçük yaşta vefât ettikleri gibi, Hazret-i Fâtıma'dan başka bütün kızları da O'ndan önce vefât ettiler. Hazret-i Fâtıma da Muhammed aleyhisselâmdan altı ay sonra vefât etti. Hazret-i Ali ile evlenmişti. Muhammed aleyhisselâmın soyu Hazret-i Fâtıma evlâdı, Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin ile devam etti.

img399.imageshack.us/img399/253/y1px9625i1kvam8lklcdgdumj8.gif

"...GönüL ki kana boyandi ,ve GÜL'ün a$kina yandi..."
 
02-07-2009 04:19 ÖÖ RE: Efendimizin Mübarek GencLik HâLLeri - 1
Kullanıcı Avatarı

YaReN


Mesaj Sayısı: 654
Katılım Tarihi: 17.10.07
Konum: Almanya
Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" ikinci defa olarak, ellibeş yaşında iken, Ebû Bekir'in "radıyallahü anh" kızı; Âişe "radıyallahü anha" ile nikâhlanıp, üç sene sonra da Medine'de evlendi. Bunu Haticet-ül-Kübra'nın vefâtından bir yıl sonra, Allahü teâlânın emri ile nikâh eylemişti. Ölünceye kadar, sekiz sene onunla yaşadı.

Muhammed aleyhisselâm Hazret-i Hatice ile evlendikten sonra da Mekke'de ticâretle meşgul oldu. Ticâreti, Saib bin Abdullah ile ortaklık şeklinde yürütürdü. Kazançlarıyla misafirleri ağırlarlar, yetimlere ve fakîrlere yardım ederlerdi. Muhammed aleyhisselâm yine bu sıralarda Hazret-i Hatice'nin kölesi Zeydi himayesine alıp, onu kölelikten âzâd etti. O zaman küçük yaşta bulunan Hazret-i Ali'yi de yanına alıp evladı gibi yetiştirmiştir.

Otuzbeş yaşında bulunduğu sırada Kâbe hakemliği yaptı. O zaman yağmur ve seller sebebiyle Kâbe'nin duvarları iyice yıpranmış, bir yangın sebebiyle de tahribata uğramıştı. Bu durum üzerine Kureyş kabilesi Kâbeyi İbrâhîm aleyhisselâm'ın yaptığı temele kadar yıkıp yeniden yapmaya başlamıştı. Her kabileye bir bölümünü vererek duvarları yükselttiler. Bu işin büyük bir şeref olduğunu bilen kabileler Hacer-ül-esved taşını yerine koyma hususunda anlaşamadılar. Her kabile böyle bir şerefe sahip olmak istediğinden aralarında gittikçe artan büyük bir anlaşmazlık çıktı. Dört beş gün süren bu anlaşmazlık sebebiyle neredeyse kan dökülecekti. Bu sırada Abdulmuttalibin dayısı ve yaşlı bir zat olan Huzeyfe'nin (Ey Kureyş topluluğu! Anlaşamadığınız iş hakkında hüküm vermek üzere, şu kapıdan ilk girecek zatı aranızda hakem yapın) diyerek Kâbeye açılan Benî Şeybe kapısına işaret etti. Orada bulunanlar bu teklifi kabul ettiler ve Benî Şeybe kapısına bakarak ilk girecek ve işin en nazik anında bu işi halledecek kimseyi beklemeye başladılar. Nihayet kapıdan, doğruluğunu, üstün ahlâkını son derece takdir ettikleri ve El-Emin (güvenilir) dedikleri Muhammed aleyhisselâmın geldiğini gördüler. (İşte El-Emin onun hükmüne razıyız) dediler. Durum Muhammed aleyhisselâma anlatılınca bir örtü istedi. Hacer-ül-esved'i bir örtü üzerine koyup (Her kabileden bir kişi bir ucundan tutsun) dedi. Taşı konulacağı yere kadar kaldırttı. Sonra da kendisi taşı kucaklayıp yerine koydu. Mekke'de çıkmak üzere olan büyük bir harbin böylece önlendiğini gören kabileler, onun bu hareketinden çok memnun oldular. Sonra da yarım kalmış olan duvarları yaparak tamamladılar.

img399.imageshack.us/img399/253/y1px9625i1kvam8lklcdgdumj8.gif

"...GönüL ki kana boyandi ,ve GÜL'ün a$kina yandi..."
 
Atlanilacak Forum:
Forum powered by fusionBoard
Bu Başlığı Paylaş
URL:
BB Kodu:
HTML:
CeRNoBiL-v3 By CeRNoBiL| Powered by PHP-Fusion copyright © 2002 - 2010 by Nick Jones.
Released as free software without warranties under GNU Affero GPL v3.
325035 Ziyaretçi
Sayfa oluşturulma süresi: 0.40 saniye